Makaleler
Ben İdeali Nedir ?
Ben İdeali Nedir ?
Hiç kendinizi, olduğunuz kişi ile olmak istediğiniz kişi arasındaki o devasa uçurumun kenarında dururken buldunuz mu? İçinizde sürekli size fısıldayan, “Daha başarılı, daha zeki, daha güzel ya da daha güçlü olmalıydın” diyen o talepkâr sesi tanıyor musunuz? Psikanaliz buna Ben İdeali (Ego Ideal) der.
Ben İdeali insan ruhunun en temel ve en yakıcı arzusunu, kaybedilmiş bir cenneti geri kazanma arzusunu temsil eder.
1. Kaybedilen Cennet
Ben İdeali’ni anlamak için en başa, hikayemizin başladığı yere, bebekliğimize dönmemiz gerekir. Dünyaya geldiği ilk zamanlarda bebek için kendisi ve dünya ayrımı yoktur. O, evrenin merkezindedir. Karnı acıktığında doyurulur, ağladığında kucaklanır. Annesiyle bir bütündür ve bu bütünlük hissi ona sınırsız bir güç (tümgüçlülük) hissi verir. O dönemde eksik yoktur, kusur yoktur, beklemek yoktur. Sadece tam bir doyum ve mükemmellik hissi vardır.
Ancak büyüme başlar ve zamanla bebek gerçeklikle karşılaşır. Bebek zamanla anlar ki, o her şeye gücü yeten bir tanrı değildir, annesi ondan ayrı bir varlıktır ve istekleri her zaman anında gerçekleşmez. Dış dünyadaki her şeye gücü yetmeyecektir.
O ilk “mükemmellik” hali yitirilmesi, cennetin kaybedilmesi gibidir. Cennetten kovuluruz ve sıradan, eksikleri olan bir “ben” ile baş başa kalırız.
2. Ben İdeali Nedir? (Geleceğe Yansıtılan Mükemmellik)
İnsan doğası, bu büyük kaybı (mükemmel olmama halini) kolay kolay kabullenemez. O kayıp cenneti, o “tamlık” hissini yeniden yaşamak ister. İşte Ben İdeali, bu kaybın yerine koyduğumuz şeydir. Geçmişte sahip olduğumuzu sandığımız kusursuzluğun, geleceğe yansıtılmış halidir. O, ulaşmak istediğimiz kahramandır. Zihnimizdeki “kusursuz ben”dir.
Ben İdeali kişinin kendisinden beklentiler bütünüdür. Sanatçı olmak, anne-baba olmak, işinde başarılı olmak, topluma fayda sağlamak, yalan söylememek vb. kişisel değerlerin sürekli olarak hatırlatıcısıdır. Ben ideali içsel bir denetleyicidir, cezalandırıcı değil ama sürekli olarak hedefi hatırlatandır. Utanç duygusu da tam olarak bu Ben İdealinden doğar. Kişi ben idealine uymayan bir şey yaptığında, örneği saygılı biri olmak ben idealinin bir talebiyse, kişi saygısızlık yaptığında derin bir utanç duyar. Bu anlamda Ben ideali de utanç duygusu da insanın toplumsalda yaşayabilmesi için gerekli olan ruhsal dinamiklerdir. Utanç duygusunu detaylıca ele aldığım yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
3. Kritik Ayrım: Vicdan (Süperego) mı, İdeal mi?
Ben İdealinden gelen utanç ile süperegodan gelen suçluluk duygusu birbirine sıklıkla karıştırılır;
-
Süperego (Yasa/Yasak): Bir sınırı, kuralları temsil eder. “Bunu yapma, bu yanlış, cezalandırılırsın” der. Kurallara uymadığınızda sizi suçlu hissettirir.
-
Ben İdeali (Hedef/Vaat): Bir vaadi temsil eder. “Böyle ol, harika ol, o zaman sevilirsin” der. Ben idealinin koyduğu hedefe ulaşamadığınızda sizi yetersiz ve utanç dolu hissettirir.
Biri sizi yasaya uymaya zorlar, diğeri ise mükemmel bir kahraman olmaya. İşte bu yüzden Ben İdeali’nin baskısı süperego ve yasaya kıyasla bazen çok daha zorlayıcı olabilir. Çünkü yasakların bir sınırı vardır ama “daha iyi olmanın” bir sınırı yoktur, her zaman daha iyisi mümkündür.
4. İdeal Benlik ve Ben İdeali Arasındaki Fark Nedir ?
-
İdeal Benlik: Bu, geçmişe ait bir anıdır. Bebekken hissettiğimiz o mükemmel olma halidir. Bir hedef değildir, bir durumdur. İdeal Benlik’te kişi çaba harcamaz, kendini zaten kusursuz sanır. O kusursuzluğun kaybının inkarıdır, o hali yaşamayı sürdürmektir.
-
Ben İdeali : Geleceğe ait bir hedeftir. Büyüyüp o ilk mükemmelliği kaybettiğimizde, onu tekrar kazanmak için zihnimizde yarattığımız modeldir. Yai burada kaybın kabulü vardır. Kişi artık mükemmel olmadığını kabul etmiştir ama “Şu hedeflere ulaşırsam, yeniden o eski kral/kraliçe günlerime dönebilirim” der ve sürekli olarak çabalar.
5. Tehlikeli Yol, Kısa Devre ve Mış Gibi Yapmak
Peki, bu ideale nasıl ulaşacağız? Önümüzde iki yol vardır.
- Gerçeklik Yolu: İdeallerimize ulaşmak için çalışmak, beklemek, engelleri aşmak ve zaman harcamaktır. Bu, büyümeyi ve gerçeği kabul etmekle mümkündür.
2. Kısa Devre Yolu: Bazı kişiler bu zorlu ve uzun yolu reddeder. Emek verip büyümek yerine, bir “kısa devre” yaparak o ideale kestirmeden ulaşmış gibi hissetmek isterler.
-
-mış gibi yaparak olmadığı hali olmuş gibi göstermek,
-
Bilgi sahibi olmadan bilge gibi davranmak,
-
Sadece dış görünüşle oynayarak içsel bir değişimi taklit etmek…
Bunların hepsi, gerçekliğin duvarını aşıp, kestirmeden “Ben İdeali” ile birleşme çabasıdır. Kişi bir anlığına kendini o “mükemmel bütünlüğe” kavuşmuş sanır. Ama bu bir yanılsamadır, maske düştüğünde yaşanan hayal kırıklığı ve utanç çok daha yıkıcı olur.
6. Sonuç, İdeal ile Gerçeği Yaklaşması
“Ben İdeali”ne hepimizin ihtiyacı vardır. Ben ideali yaşamın başındaki cenneti ararken aslında bize bir kimlik duygusu kazandırmayı da amaçlar. Bizi sabah yataktan kaldıran, sanat yaptıran, projeler ürettiren, daha iyi bir insan olmaya iten güç o ben idealine ulaşma arzusudur.
Sorun, o ideale ulaşmayı bir “varoluş şartı” haline getirdiğimizde başlar. Kendimizi sadece “mükemmel olduğumuzda” seveceksek, mutsuzluğumuzu garantilemiş oluruz. Çünkü o mükemmel ile vedalaşalı çok olmuştur. Artık eksiğizdir ve mutluluk bu eksikliğin kabulü ve ben idealimizle yeterince uyumlu bir yaşamla mümkündür. Sağlıklı bir ruhsallık; o mükemmel “kayıp cennetin” asla tam olarak geri gelmeyeceğini kabul etmekten geçer. Ben İdeali’nizi, sizi ezen acımasız bir tiran olmaktan çıkarıp, size yol gösteren bir kutup yıldızına dönüştürdüğünüzde; o “kayıp cenneti” değil ama gerçek dünyadaki huzuru bulmuş olursunuz.
Kaynak: Janine Chasseguet- Smirge, Ben İdeali.