Makaleler
Ölüm, kayıp korkusu ve yaşamın anlamı üzerine
Ölüm, sınırlar, engeller, ulaşılamaz olanlar.
Bütün bunlar insanı, yaşamın anlamsız olduğu yanılgısına götürebilir… “bitecek bir şey yaşanmaya değmez” düşüncesiyle arzunun geri çekilmesine yol açabilir.
Oysa tam tersine, yaşamı anlamlı kılan
tam da bu sınırlardır.
Yaşamın anlamı, bu sınırların yarattığı eksiklikten, engellenmişlik duygusundan ve insanın bunların etrafında kendine bir yön arayışından doğar.
Dikkatle bakıldığında, insan yaşamını bu engellerin çevresinde nasıl da şekillendirdiğini fark edebilir.
Ölüm,
hayatım ne kadar da yaşanmaya değer bir yer olduğunu sessizce hatırlatır.
Ölüm kaygısı ise çoğu zaman, yaşanamamış bir hayattan gelir.
Yaşanamamışlıklar, kaybetme korkusunun
temelini oluşturur.
Kendisini eksik hisseden insan her zaman yaşamak için bir neden bulur.