Genel

KADIN OLMA CESARETİ:  Kadınsılık Nedir ? Kadın Olmanın Psikanalitik Açıdan İncelenmesi. -1-

KADINSILIK NEDİR ?

 

KADIN OLMA CESARETİ: Kadınsılık Nedir ? Kadın Olmanın Psikanalitik Açıdan İncelenmesi

Kadınsılık Nedir?

Kadın olmak, biyolojik bir kader değil, bir ruhsal inşa sürecidir. Elda Abrevaya’nın “Kadınlığın Uzun ve Dolambaçlı Yolu” eseri, Simone de Beauvoir’ın ünlü sözünü psikanalizin derinliklerine taşıyarak kadınsılığın bir cesaret eylemi olduğunu savunur. Bu inşa süreci, güvenli bağlardan ayrılmayı, toplumsal kalıpları yıkmayı ve annesel narsisizmden sıyrılmayı gerektirir. Bu yazıda psikanaliz ışığında kadın kimliğinin hangi çetrefilli sınavlardan geçtiğini ve bireyin arzusuna sadık kalmasının neden büyük bir cesaret gerektirdiğini inceleyeceğim. Kadın doğulmaz kadın olunur anlayışıyla kadın olmak ve kadınsılık nedir ? sorularına bir anlayış kazandırmaya çalışacağım.

I. Anneden Ayrışmak: Kadın Olmanın En Büyük Sınavı

Kadın olma cesareti, bir kadının ruhsal yaşamında attığı ilk ve en kritik adımla başlar: İlk aşk nesnesi olan anneden ayrılmak.

A. Narsisistik Güven ve Kaybetme Korkusu

Her kız çocuğu, kadın olma yolunda annenin sıcak, kapsayıcı ama kimi zaman boğucu sevgisinden ayrılmayı öğrenmek zorundadır. Bu ilk sevgi, aynı zamanda bir narsisistik ayna işlevi görür. Kız, annesinin gözlerinde kendi değerini, sevilebilir ve bütün bir varlık olduğunu öğrenir; bu ilk narsisistik güvenin kaynağıdır.

Bu aynadan ayrılmak, o güvenli bütünlük duygusunu kaybetme korkusunu beraberinde getirir. Psikanaliz, bu kaybetme kaygısını, erkek çocuğundaki kastrasyon kaygısına eşdeğerde bir ruhsal felaket korkusu olarak tanımlar. Kadın olmak, bu dayanılmaz kaygıya rağmen ayrılmaya cesaret göstermektir. Kadın olmanın cesareti tam da buradadır, Güvenli sevgi ilişkisini yitirme korkusuna rağmen, kendi kadınsı arzusunun tarafını tutabilmekte.

B. Aşkın Aktarımı ve Annenin Mirası

Kadınsılığın en çetrefilli sorunu, derin bir aşkla bağlı olunan anneden babaya yer değiştirmektir. Bu adımın atılabilmesi, annenin kendi kadınlığıyla barışık olmasına bağlıdır. Eğer anne, eşine arzu duyabilen ve kendi kimliğini koruyabilen bir özne ise, kız da babasına yönelmenin, yani kadın olmanın meşru olduğunu hissedebilir. Annenin öteki cinse yönelik arzusu, cinsiyetler arasındaki farkı kabul etmesidir ve bu farkı kabul etmek, kız çocuğunun kadınlığa yolculuğunun başlangıcıdır. Tersi durumda, anne kendi kadınlığından vazgeçmişse, kız da onun çözülmemiş yaslarına ve melankolisine zincirlenir.

II. Annesel Narsisizm: Karanlık Miras ve Zinciri Kırma Görevi

Annenin kızıyla kurduğu bağ, sevgi dolu olduğu kadar, ağır bir ruhsal yatırım da içerir. Bu yatırım, sıklıkla bir karanlık miras taşır.

A. Narsisistik Düğüm ve Travmatik Aktarım

Anne, hemcinsi olan kızına, oğluna yaptığından çok daha özel, ancak tehlikeli bir ruhsal yatırım yapar. Kız, annenin narsisistik aynası işlevi görürken, anne bu aynaya kendi varlığının çözülmemiş karanlık yerlerini, yaslarını ve geçmişindeki travmatik acılarını yansıtır. Bu, bireysel bir mesele olmaktan çıkıp, nesillerarası bir aktarıma dönüşür.

Anne, kendi kadınlık deneyiminde tatmin edemediği, bastırdığı hayal kırıklıklarının bir nevi devamı olarak kızı görmek ister. Bu durum, annenin, anneliği açısından çocuğunun narsisistik olarak doyurucu olmasına gereksinim duymasından kaynaklanır. Eğer anne, vakti geldiğinde çocuğa hissettirdiği o bütünlük yanılsamasını bozup ayrışmasına izin vermezse, bu narsisistik bağ çözülmez bir düğüm haline gelir. Bu düğüm, kadının sonraki yaşamında aşk, cinsellik ve kişisel başarıları dahil olmak üzere tüm özgürlük alanlarını ipotek altına alır.

 

B. Kızın Kaderi: Zinciri Kırma Sorumluluğu

 

Bu aktarılan yük, kızın kaderine dönüşür. Psikanaliz, kızın görevini, annesinden kendisine iletilen bu travmatik düğümleri çözmek olarak tanımlar. Aksi takdirde, bu iletilme riski taşıyan yasın ve melankolinin zinciri kırılamaz ve kendisi bir kız çocuğu dünyaya getirdiğinde, aynı yükü istemsizce ona aktarır.

Kadın olmak, bu zinciri kırma cesaretidir. Annenin kendi narsisistik boşluğunu doldurmayı reddetmek ve böylece sadece kendini değil, gelecek kuşakların kadınlarını da o karanlık mirastan özgürleştirme sorumluluğunu üstlenmektir. Bu, Elda Abrevaya’nın kadınlık serüvenine yüklediği en derin ahlaki ve ruhsal sorumluluktur.

 

IV. Kadınsılık Nedir ?: Yıkım, Yaratım ve Erotik Alan

 

 

A. Yıkım ve Yeniden Yaratım Döngüsü

Kadınlık, hem içsel hem de toplumsal anlamda bir yıkma eylemidir. Anneye, geleneklere, ahlaka ve “uslu kız” imgesine karşı bir başkaldırıdır. Toplumun ve ailenin biçtiği rolleri, beklentileri, kısacası kadınsılık inşasını sınırlayan tüm kalıpları yıkmak gerekir. Beauvoir’ın “Kadın doğulmaz, olunur” sözü, bu yıkım ve yeniden yaratım döngüsünü anlatır. Kadın, başkalarının biçtiği rolleri aşmadıkça kendi arzularının öznesi olamaz. Bu yıkım, nihilist bir isyan değil, yeni bir anlam ve yaşam biçimi yaratma cesaretidir.

B. Kadınsı Erotizm: Arzunun Ruhsal Devrimi

Kadının cinselliği ve erotizmi yalnızca biyolojik değildir. Psikanalitik açıdan erotizm, üretme, kapsama, sevme ve yaratma kapasitesini de içerir. Kadının erotizmi, düşünme, üretme, dönüştürme gücüdür. Bu nedenle kadını yalnızca cinsel bir nesne olarak görmek, kadınlığa yapılan en büyük haksızlıktır.

Gerçek erotizm, bedensel uyarımın ruhsal olarak işlenip anlamlı hale gelme sürecidir. Julia Kristeva’nın “maddenin ruhsal devrimi” dediği bu süreç, ham dürtülerin yaratıcı bir biçimde dönüştürülmesini içerir. Bu erotizm, cinsel ilişkiye indirgenemez; kültür nesneleriyle ve ötekiyle kurulan ilişkiyi de biçimlendirir.

“Kadınsılık, kadının içindeki karanlıklardan sıyrılıp arzulu ve yaratıcı bir özneye dönüşmesinin serüvenidir.” – Elda Abrevaya.

 

C. Mazoşizm Tuzağı: Teslimiyetin Tutsaklığa Dönüşmesi

Kadın doğasındaki edilgenlik, pasif bir itaat anlamına gelen patriyarkal okumanın tam tersidir. Kadındaki edilgenlik, yaşamı içine alabilme, dokunabilme, etkilenebilme kapasitesidir; bir tür açıklık hâlidir. Kadının yaratıcı gücü de tam bu açıklıktan doğar.

Ancak bu nitelik, sınırlarını aşarsa yıkıcı bir tuzağa dönüşür: Mazoşizm. Psikanalizin işaret ettiği mazoşizm, sağlıklı edilgenliğin çarpıtılmasıdır; acı çekmek yoluyla doyum aranan bir tutsaklıktır. Bu, aşkı kaybetmektense, acı çekmeyi kabul ederek o ilişkiyi garanti altına alma yönündeki ruhsal anlaşma girişimidir. Bu mazoşistik konum, kadını depresif ve melankolik bir hale hapsederek, kendi özgün kadınsılığını inşa etmekten alıkoyar. Kadın Olma Cesareti, acıyı seçmek yerine, kaybetme korkusuna rağmen kendi arzusunu seçme eylemidir.

D. Kimliğin İki Kanadı: Hemcinsle Bağ Kurma

Kadınsılık İnşası, sadece eril nesneye yönelmeyle tamamlanmaz. Diğer kadınlarla derin duygusal bağlar kurmak, anneden ayrılırken kaybetme korkusu yaşanan o erken narsisistik güveni ve aidiyeti yeniden inşa etme zemini sunar. Diğer kadınlarla bağ kuramayan bir kadın, bir erkekle de doyurucu bir ilişki kuramaz; çünkü narsisistik onay arayışını sürekli sevgilisine yükler. Kadınlık, hem eril arzuya yönelmek hem de hemcinsle dayanışmayı ve onayı deneyimlemek üzere iki kanat üzerinde yükselir.

 

Sonuç: Kadınsılık Nedir ?Arzuya Sadakat ve Kadın Olma Cesareti

Kadın olmak, kayıp pahasına da olsa arzunun tarafını tutmak, kendi içsel hakikatine sadık kalmaktır. Kadın, arzusu için savaşan, kendi hikâyesini yeniden yazabilen, hem karanlık olabilen hem de yaratıcı olabilen bir varlıktır. Bu, anneden ayrılıp babaya, babadan ayrılıp sevgiliye, ve tekrar hemcinsleri ile ilişki kurmaya ve kendi çocuğu ile kuracağı özgün ilişkiye doğru döngüsel bir yolculuktur.

Elda Abrevaya’nın sunduğu Psikanaliz yoluyla anlaşılan Kadın Olma Cesareti, her şeye ve herkese rağmen, ne pahasına olursa olsun, kendi kadınsı arzusuna sahip çıkma cesaretidir.

Kaynak: Kadınlığın Uzun Ve Dolambaçlı Yolu, Elda Abrevaya.

Diğer yazılarıma ulaşmak için bağlantıyı tıklayabilirisiniz, iletişim,görüş ve öneri için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Anahtar Kelimeler: Psikanaliz, Kadın Olma Cesareti, Kadınsılık İnşası, Annesel Narsisizm, Kadınsı Erotizm, Arzu, Simon De Beauvoir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir