Psikoterapi

Tekrarlayan İlişki Sorunları: Arkasında Ne Var?

tekrarlayan ilişki sorunları

Tekrarlayan İlişki Sorunları

Tekrarlayan ilişki sorunları, çoğu zaman kişinin bilinçdışında taşıdığı erken ilişki örüntülerinin yetişkin bağlarına yansımasıdır. Farklı insanlarla kurulmuş farklı ilişkilerde aynı çatışma noktasına, aynı hayal kırıklığına dönmek; “bu sefer farklı olacak” inancının bir süre sonra karşılık bulmadığını fark etmek, pek çok kişi için tanıdıktır.  Bu yazı  döngünün neden kırılmadığını anlamak isteyenler için derlenmiş bilgilerden oluşuyor.

Döngü Nedir, Tesadüf Müdür?

Aynı ilişki sorununu farklı partnerlerle yaşamak bir örüntünün habercisidir. Örüntü, bilinçli olarak tercih edilmeyen ama tutarlı biçimde yinelenen davranış ve duygusal tepki kalıplarıdır. Biri sizi sürekli hüsrana uğratıyor, bir diğeri sizi görmüyor, bir başkası ise sizi bunaltan bir yakınlık kuruyor olabilir. Her seferinde farklı bir kişi, ama benzer bir his. Bu hissin tekrarlanması, ilişkinin dışında bir şeye, yani sizin içinizde taşıdıklarınıza işaret eder. İnsanın hayatındaki kronikleşmiş döngüleri ise anlaşılmayı bekleyen bir mesajlardır.

Erken İlişki İzleri Nasıl Şekillenir?

İlişki kurma biçimimiz, büyük ölçüde çocuklukta bakım verenlerle yaşadığımız deneyimlerden şekillenir. İnsan beyni, ilk bağ deneyimlerinden “ilişki böyle işler” çıkarımı yapar ve bu çıkarım yetişkinlikte de rehberlik etmeye devam eder. Örneğin öfkeli, tutarsız ya da duygusal olarak uzak bir ebeveynle büyüyen bir çocuk, sevginin hep bir kaygıyla birlikte geldiğini öğrenebilir. Bu öğrenme biçimi yaşantısal öğrenmedir yani kelimelere dökülmemiş, ama bedene ve duyguya işlenmiş bilgidir. Yetişkinlikte “neden hep böyle insanlarla karşılaşıyorum?” sorusunun bir bölümünün yanıtı, erken dönem öğrenilmiş ilişkilerde arayabiliriz.

Erken dönem ilişki deneyimleri, yetişkinlikte “ilişki nasıl hissettirmeli” beklentisinin bilinçdışı ölçütünü belirler. Tanıdık hissettiren her şey, güvenli hissettiren şeyle karıştırılabilir.

Tekrarlayan İlişki Sorunlarının Bağlanma Biçimleriyle İlişkisi

Dört bağlanma biçiminin ilişkilerde yansıtıldığı örüntülerin görsel karşılaştırması.

Bağlanma kuramı, ilişki örüntülerini anlamak için sağlam bir çerçeve sunar. Dört temel bağlanma biçimi tanımlanmıştır: güvenli, kaygılı, kaçınan ve korkulu-kaçınan. Bu biçimler, yetişkin ilişkilerinde belirgin izler bırakır.

Bağlanma Biçimi İlişkide Belirgin Örüntü Sık Yaşanan Zorluk
Güvenli Yakınlığa açık, ayrılığı tolere edebilir Görece az; çatışmayı konuşabilir
Kaygılı Terk edilme korkusuyla aşırı yakınlık arayışı Partneri bunaltma, kıskançlık, onay ihtiyacı
Kaçınan Bağımsızlığı öncelikler, yakınlıktan geri çekilir Duygusal mesafe, “soğuk” algılanma
Korkulu-Kaçınan Hem yakınlık ister hem korkuyla uzaklaşır Tutarsız davranış, ilişkilerde kaos

Bağlanma biçimleri her ne kadar öğrenilmiş olsa da öğrenilmiş olan her şey değiştirilebilirdir, unlearn edilebilirdir.  Ancak bu değişim öncelikle örüntünün fark edilmesini gerektirir. Fark etmek ise çoğu zaman tek başına gerçekleşmez. Bu ilişki örüntüsünü tekrar yaşayacağımız ilişkiye ihtiyaç duyarız. Bu ilişkiyi tekrar tekrar yaşadıkça

Tekrar Neden Olur: Bilinçdışı Seçimler

Bilinçdışı, tanıdık olanı güvenli olarak algılama eğilimindedir. Bu yüzden çocuklukta deneyimlenen ilişki dinamiği, yetişkinlikte acı verici olsa bile “tanıdık” , “anlaşılabilir” ve dolayısıyla “kontrol edilebilir” gelir. Psikanalitik perspektiften bakıldığında bu durum yineleme zorlantısı olarak adlandırılır: kişi, daha önce çözüme kavuşturamadığı bir ilişki deneyimini bilinçdışında yeniden sahneye koymaya çalışarak çözmek ister. Sanki “bu sefer farklı sonuçlanırsa” o eski acı da iyileşecektir. Ne var ki sahne değişse de senaryo aynı kaldığında sonuç da benzer olur.

Bilinçli Algı Bilinçdışı Dinamik Sonuç
“Bu kişi çok farklı biri” Tanıdık duygusal örüntüyü tetikliyor Benzer çatışma noktaları yeniden ortaya çıkar
“Artık değiştim” Eski tepki kalıpları stres altında devreye girer Aynı kırılma anları tekrarlanır
“Bu ilişki daha sağlıklı” Güvenli bağlanma alışılmamış gelir, uzaklaştırır Sağlıklı ilişkiyi “sıkıcı” bulma riski

Tanıdık olan her zaman sağlıklı olan değildir. Ancak bilinçdışı için tanıdıklık, güvenliğin en yakın ikamesidir.

Kalmak mı, Ayrılmak mı: İki Seçeneğin Psikolojisi

Zorlu bir ilişkide “kalmak mı ayrılmak mı” sorusu, görünürde pratik bir karar gibi durur; oysa bu sorunun altında genellikle çok daha derin sorular yatar. Kalmak bazen gerçek bir bağlılıktan kaynaklanır; bazen ise terk edilme korkusundan, yalnız kalmaktan çekinmekten ya da değişimin mümkün olmadığına dair bilinçdışı bir inançtan. Ayrılmak da her zaman özgürleşmek anlamına gelmez; örüntü çözülmeden benzer bir ilişkiye adım atmak problemin devamına adım atmaktır.

  1. Bu ilişkide ne hissettiğinizi ve bu hissin önceki ilişkilerinizle benzerliğini fark edin.
  2. İlişkisel bir problem yaşıyorsanız tüm sorumluluğu partnerinize yüklemeden önce kendi üzerinize düşeni tesğit etmeye çalışın.
  3. Kalmak ya da ayrılmak yönünde baskı hissediyorsanız bu baskının nereden geldiğini sorun kendinize; yine benzer tema mı yoksa oldukça geçerli ve gerekli bir sebep mi?
  4. Bir uzmandan destek almayı ertelemeden değerlendirin; bu soruları tek başına taşımak zorunda değilsiniz.

Terapi Bu Döngüde Ne İşe Yarar?

Terapi, ilişki döngüsünü kırmak için farkındalık kazanmanın çok ötesinde bir alan sunar. Psikanalitik yönelimli bir terapi sürecinde, kişinin ilişki örüntüleri yalnızca anlatılmaz; terapist ile kurulan ilişkide de gözlemlenir ve anlaşılır hale gelir. Bu, soyut bir içgörünün somut bir deneyime dönüşmesi demektir. İçsel aile sistemleri terapisi gibi yaklaşımlar ise kişinin iç dünyasındaki farklı “parçaları” anlamlandırmasına, çatışan ihtiyaçları fark etmesine yardımcı olur. Yetişkin psikoterapisi hakkında daha fazla bilgi edinebilir; hangi yaklaşımın size uygun olduğunu bir uzmanla değerlendirebilirsiniz.

Terapi, ilişkide neyin yanlış gittiğini değil; sizi o noktaya taşıyan örüntünün ne anlama geldiğini anlamanızı sağlar.

Yaklaşım Odak Noktası İlişki Sorunlarındaki Katkısı
Psikanalitik Terapi Bilinçdışı örüntüler, erken ilişki izleri Döngünün kökenini anlamlandırma
İçsel Aile Sistemleri (IFS) İç dünya parçaları, çatışan ihtiyaçlar Kendiyle ilişkiyi yeniden düzenleme
Bilişsel Davranışçı Terapi Düşünce kalıpları ve davranış değişimi Belirli tepkileri yeniden yapılandırma

Sıkça Sorulan Sorular

Tekrarlayan ilişki sorunları her zaman erken çocuklukla mı ilgilidir?

Erken dönem deneyimleri güçlü bir kaynak olmakla birlikte, tekrarlayan örüntüler yalnızca çocuklukla açıklanamaz. Sonraki dönemlerde yaşanan kayıplar, travmatik ilişkiler ya da uzun süreli stres de benzer döngülere zemin hazırlayabilir. Önemli olan, hangi deneyimin bu örüntüyü beslediğini anlamaktır.

Döngüyü fark etmek onu otomatik olarak kırar mı?

Farkındalık gerekli bir adımdır, ama tek başına yeterli değildir. Bir örüntüyü zihinsel olarak görmek ile onu duygusal düzeyde işlemek farklı şeylerdir. Çoğu zaman örüntünün kırılması, hem bilişsel hem de duygusal düzeyde çalışmayı gerektirir; bu da destekleyici bir terapi sürecini anlamlı kılar.

Her ilişkide aynı sorunları yaşıyorsam bu benim “sorunlu” olduğum anlamına mı gelir?

“Sorunlu olmak” değil, çözülmemiş bir örüntü taşımak daha doğru bir çerçevedir. Bu örüntü, geçmişte bir anlam taşıyordu ve bir işlevi vardı. Artık işe yaramaması, değiştirilemez olduğu anlamına gelmez yalnızca üzerinde durulmayı beklediği anlamına gelir.

İlişki döngüsünü kırmak için terapi ne kadar sürer?

Bu sorunun evrensel bir yanıtı yoktur. Örüntünün kökeni, kişinin geçmiş deneyimleri ve terapi sürecindeki dönüşüm hızı kişiden kişiye farklılık gösterir. Psikanalitik yönelimli terapiler genellikle daha uzun soluklu süreçlerdir; zira yüzeyin altını anlamak zaman alır ve bu zaman, bir yatırım olarak düşünülmelidir.

Detaylı bilgi için ulaşabilirsiniz,
Klinik Psikolog Efşan Yalçın


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir